BETÜL ARAN DORTUNÇ

09 Ocak 1949, İstanbul

Alman Lisesi öğrenim yıllarınız:

1960-1968

Alman Lisesi sonrası eğitiminiz:

Lisans ve Doktora: İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Araştırmacı: Albert-Ludwigs Universitaet Freiburg – Almanya
Yardımcı Doçent, Doçent, Profesör: Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi

Mesleğiniz:

Eczacı / Farmasötik Teknoloji Öğretim Üyesi

Halen çalıştığınız yer / Bulunduğunuz pozisyon:

Emekli (Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi / Eczacılık Teknolojisi Bölüm Başkanı ve Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalı Başkanı)

Meslek dışı çalışmalarınız (Varsa dernek, vakıf, sosyal sorumluluk projesi, vb.):

Tümas, Univder, Üniversiteli Kadınlar Derneği,Tüftad, Kontrollü Salım Sistemleri Derneği, Türk Folklor Kurumu, İstanbul Alman Liseliler Derneği, Alkev, Daad’liler Derneği Derneklerde Üyelik, Yönetim Kurulu Üyeliği, Başkanlık)

Eserleriniz:

Bilimsel Kitap, Makale ve Bildiriler

Yabancı diliniz:

Almanca, İngilizce

Eşinizin adı:

Taner Dortunç

Eşinizin mesleği:

Eczacı (Farmakognozi Doktorası ve Mikrobiyoloji Yüksek Lisansı) (Mustafa Nevzat İlaç San. Teknik Operasyonlar Eski Direktörü)

Ailenizdeki başka Alman Liseliler:

Ağabeyim Prof. Dr. Ahmet Aran (1965 Mezunu) ve kuzenimin kızı Pınar Çelik (2017 Mezunu)

E-posta adresiniz:

bdortunc@gmail.com

Cevapları görebilmek için soruların üzerlerini tıklayınız.
Alman Lisesi’ne giriş hikâyeniz nedir?

Alman Lisesi dışında diğer okul sınavlarına da girip kazanmıştım, ama iki dil öğrenme imkanı, eğitim kalitesi, lise sona kadar devam etmesi, kız-erkek karışık olması, ailemin beni de Alman Lisesi’ne gönderme nedenleriydi. Abimin gittiği okula gitmek benim için öncelikli nedendi tabii.

Alman Lisesi’nde nasıl bir öğrenciydiniz?

Çalışkan bir öğrenciydim, ama arada, örneğin 9. sınıfta canım hiç ders çalışmak istememişti, ağlayarak coğrafya vs. çalıştığımı bilirim. Sonraları iyi bir öğrenciydim, ama okulu 7. olarak dereceyle bitirince şaşırdım, öyle kendinden habersiz bir halim varmış demek ki. Bilsem biraz daha gayret edip DAAD bursu alırdım belki.

Alman Lisesi’nde en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz dersler nelerdi?

Sevmediğim ders diye tanımlayamam, ama tarih dersinde zorlanırdım, halâ kişisel tarihimi bile zor toparlarım. Mesela bana hangi yıl doçent oldun diye sorun bilemem, bakmam lazım. Almanca , İngilizce, müzik, resim, spor dersleri keyifliydi benim için.

Unutamadığınız öğretmen kimdir?

Cordes, Semerau, Rüştü Bey…

Alman Lisesi’nde ders dışı faaliyetleriniz nelerdi?

Baştan itibaren devamlı olarak ve büyük bir keyifle koroda yer aldım. Bir de 100. yıl etkinlikleri kapsamında , Rüştü Bey’in yaparsın yaparsın ısrarıyla “Çağrılmadan Gelen” oyununda da küçük bir rolüm oldu. Tiyatro oyunculuğuna hiç hevesim yokken niye beni seçti bilemiyorum, oyun boyunca da sahnede olmam gerektiğinden devamlı seyircileri izlediğimi hatırlıyorum.

Sıra arkadaşınız kimdi?

Fatma Erel (Könik) ve Gönül Aras (Karahanoğlu)

Alman Lisesi’nde okurken geleceğe dönük idealleriniz, planlarınız, hayalleriniz nelerdi?

Aslında grafik tasarımı veya seramik okumak isterdim, ama fen ağır bastı, önce Robert Kolej Kimya Mühendisliğine girdim, sonra İstanbul Üniversitesi puanları açıklanınca Eczacılık fakültesine geçtim, kimya da okusam ilaç alanını seçeceğimi düşünerek. Gönülcüğümle Bebek’ten Beşiktaş’a bir yürüyüşümüz vardır, Tıp fakültesine girsek mi girmesek mi diye tartışarak… Beşiktaş’a geldiğimizde girmemeye karar vermiştik.

Sizin öğrencilik yıllarınızda dönemin koşulları nasıldı? Ülkenin ve okulun şartlarını şimdiyle nasıl kıyaslarsınız?

Ülke koşullarının iyi olduğu bir dönem değildi elbette, ama serde gençlik olunca daha iyimser oluyor insan. Okul açısından en önemli fark ise 8 sene okumamız ve birlikte büyümemizdi.

Alman Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarınıza dair unutamadığınız, yıllar geçse de hatırlayıp, yâd ettiğiniz (olay, anı, kişi vb.) neler var?

Ufak tefek birçok anı … Küçükken Yaprak (Çağlar) ile Mädchenhof da duvarlara tırmanıp üstlerinde gezmemiz… Keyifli koro provaları… Carmina Burana’ yı söyleyişimiz… Suzan öğretmenimizin sınıfta bize Ruhi Su dinletmesi… 5 dakikalık teneffüslerdeki ıslak sünger savaşları… Cumartesi günleri Taksim’e yürürken İnci ‘de profiterol yememiz… gibi birçok güzel anı.

Şu an sahip olduğunuz hayat tecrübesi ile o günlere, öğrencilik yıllarına dönmek mümkün olsa, neyi farklı yapardınız?

Öğrenci olarak pek farklı olmazdım herhalde, ama okul dışı etkinliklerim daha fazla olsun isterdim.

Alman Lisesi’nden sonra öğreniminize nasıl devam ettiniz?

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesini bitirdikten sonra aynı fakültede Farmasötik Teknoloji Kürsüsünde doktora yaptım, doktora sonrasında 1 yıl DAAD bursuyla Freiburg Albert Ludwigs Üniversitesinde araştırmacı olarak bulundum. Türkiye’ye dönüşümde Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesine geçtim ve kariyerime orada devam ettim.

Alman Liseli oluşunuzun size ve kariyerinize neler kattığını düşünüyorsunuz?

Çok şey… Eğitim altyapısı açısından çok güçlü olduğumu hep hissettim, sadece 2 dil bilmekle sınırlı da değildi tabii bu… İnsani değerler açısından da her zaman doğrunun ne olduğunu bilme ve bunu hayata geçirme cesaretim oldu.

Alman Lisesi’ni Alman Lisesi yapan olgular nedir? Okulumuzu diğerlerinden ayıran özellikleri nasıl tanımlarsınız?

Mükemmeliyetçilik, disiplin, çalışkanlık, şekilci olmama, kendine güven… Okulumuzun eğitimi gerçekten üstün nitelikli idi.

Abitur yaptınız mı? Bunun size nasıl bir katkısı oldu? Bu sistemi nasıl değerlendirirsiniz?

Bizim dönemimizde Abitur yapmama seçeneği yoktu zaten. Sınavlara hazırlanmak o konuları daha iyi kavramaya ve sözlü sınav tecrübesi kazanmaya yol açtı. Zordu ama faydalıydı diye düşünüyorum.

Alman Liselilik ruhu hakkında neler söylersiniz? Var olduğunu düşünüyorsanız, ifadesi nedir? Sizce geçmiş ve bugün arasında farklılıklar gösteriyor mu? Bu ruhun yansıttığı belirgin değerler olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa nasıl oluşturulabilir, ya da oluşturulabilir mi?

Alman Liselilik ruhu pek yok maalesef, ortak yönlerimiz çok olmasına rağmen bireysel yetişmişiz. Ama arkadaşlarımızı seviyoruz ve biraraya gelmeye çaba gösteriyoruz.

Edindiğiniz kariyerde ve halen bulunduğunuz pozisyona gelmenizde eğitimin yanı sıra, hangi etkenlerin yolunuzu açtığını düşünüyorsunuz?

Aile içi eğitim ve destek de çok önemli oldu elbette, ikisi birbirini tamamladı..

Bugün Alman Lisesi’nde öğrenim gören ya da ileride görecek olan gençlere tavsiye ve önerileriniz neler olur? Onlara hangi sektörleri hedef alan eğitimleri tavsiye edersiniz?

Önerim, görmekte oldukları eğitimin kıymetini bilmeleri ve hakkını vermeleri olur. Herhangi bir sektörü tavsiye etmek istemem, çünkü bence herkesin hedefi ilgi duyduğu ve sevdiği alana yönelmek olmalıdır, aksi halde hem başarısız hem de mutsuz olurlar.

UMRAN ÖKTEN SORUYOR

Sekiz yıl boyunca hiç aynı şubede okumadığımız için, Alman Lisesi yıllarında Betül’cümle aman aman yakın değildik birbirimize. Düşünürüm de kimi zaman. Keşke olsaymışız.

Teneffüsler, okul koridorları, koro birlikteliğimiz, hele hele Carmina Burana, daha da hele hele, yıllardır süren dostluğumuzun izlerini sürerek, sorularım:

Kanına, iliğine, kemiğine işlemiş sükûnet senin tercihin mi; yapının bir gereği mi? Yani, istesen de değiştiremediklerinden mi?

Yapım böyle, aslında herzaman göründüğüm kadar sakin olmayabiliyorum. İstesem de değiştiremem herhalde, ama şikayetçi de değilim zaten.

Sakin yapın yoruyor mu / yormuyor mu seni?

Beni yormuyor, ama karşımdaki çok heyecanlı bir insan ise onu yorabiliyor.

Sen sesini hiç yükseltmez misin?

Sayılıdır, birkaç kez gerçekten kopmuştum.

Dostluğun, canlığın, hiçbirşey yapmıyormuşçasına verdiğin destek sınır tanımaz mı senin?

Umarım öyledir.

Okul yıllarımızdaki enfes sesini korumayı nasıl başardın?

Bunu iltifat kabul ediyorum, ayrıca son yıllarda sesim var mı onu bile bilmiyorum, sesime ve şarkı söyleme arzuma kavuşmayı isterdim doğrusu, ama artık çoook geç.

Doğru söyle bak, hiç kopya çektin mi?

Evet, Fatma Erel ile sıra arkadaşıydık, ön sırada oturuyoruz, matematik sınavında ondan kopya çektim, çok başarılı oldu , ikimiz de sıfır aldık, aynı tuhaf hatayı görünce Cordes anlamış tabii. Bu da son oldu zaten.

Kılığınla uyumlu broşları bulup çıkarmak ve yakanın en uygun yerine kondurmak için özel bir eğitim aldın mı?

Takı seçme konusunda yetenekli olmadığım için en kolay olan broşlara yönelmiş olabilirim, bir de öğretim üyesi olarak çoğunlukla ceket giyince biraz zorunlu oluyordu tabii.

1493596800-472524a520c71c2790f92062bd209237