SELÇUK ALAGÖZ

04 Ağustos 1944, İstanbul

Alman Lisesi öğrenim yıllarınız:

1955-1963

Alman Lisesi sonrası eğitiminiz:

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi (İşletme – Maliye)

İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü 19.DÖNEM Master (Business Administration – 1975)

İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadı Enstitüsü Master (Turizm İşletmeciliği – Okul Birinciliği – 1985)

Mesleğiniz:

Ekonomist – Besteci – Söz Yazarı – Aranjör – Solist

Halen çalıştığınız yer / Bulunduğunuz pozisyon:

Serbest Müzisyen, Müzik Eseri Sahibi

Meslek dışı çalışmalarınız (Varsa dernek, vakıf, sosyal sorumluluk projesi, vb.):

Türk Kalp Vakfı (Eski Başkan Yardımcısı / 1996-2003)

Türk Böbrek Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi

TESYEV (Türkiye Engelliler Sağlık Yardım ve Eğitim Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi)

TURFAD (Türkiye Futbol Adamları Derneği) Onur Kurulu Üyesi

TSSD (Türkiye Sigarayla Savaşanlar Vakfı) Kurucu Başkan ve Şimdi Onur Kurulu Başkanı

Fenerbahçeliler Derneği ve Fb Vakfı Üyesi

MSG (Müzik Eseri Sahipleri Birliği) Haysiyet Kurulu Başkanı

POPSAV (Popüler Müzik Sanatı Vakfı ) Kurucu Üye, Geçmiş İki Dönem Başkanı ve Şu An Başkanlar Kurulu Üyesi

MÜYORBİR (Müzik Yorumcuları Birliği) Birliği Kuran Başkan, Çeşitli Dönemlerde Başkanlık, Başkan Yardımcılığı, Yönetim Kurulu Üyeliği

Sanatçılar, Sanatseverler Derneği Çeşitli Yıllarda Yöneticilik Ve Halen Üye

İMED (İşletme Iktisadı Enstitü Mezunları Derneği) Danışma Kurulu Üyesi

İFMC (İktisat Fakültesi Mezunlar Derneği (Onur Kurulu Üyesi) Halen Normal Üye

Eserleriniz:

2 KEZ YAŞADIM (Kitap), 2009

Malabadi Köprüsü, Deliyim Seviyorum (Beste), Edremit Van’a Bakar (45 lik Plak / ALTIN PLAK)

Kız Kardeşi Rana Alagöz ile söyledikleri 50 Civarındaki Besteleri (Guiness Rekorlar Kitabına Aday)

Öpmek Geldi İçimden, Aşkın Gözü Kör Mü Acaba, Her Şey Bitmedi Bitemez, Sarmış, Zeyno, Deniz Gözlerin, Barış Dünyası (1999 Kuşadası Altın Güvercin Festivali ) Terkedildim (1970 Atina Apollonia Müzik Festivalinde Türkiyeyi Temsil Ve 40 Ülke Arasından 11 .cilik)

Yabancı diliniz:

Almanca, İngilizce

Eşinizin adı:

Birsen

Eşinizin mesleği:

Seramik Sanatçısı – Yoga Hocası, Eğitmeni

Çocuklarınızın isimleri:

Sencer, Banu

Ailenizdeki başka Alman Liseliler:

Ali Alagöz (Kardeş)

E-posta adresiniz:

selcukalagoz44@gmail.com

Cevapları görebilmek için soruların üzerlerini tıklayınız.
Alman Lisesi’ne giriş hikâyeniz nedir?

Dedem Ali Alagöz, 2. Dünya Savaşı’nda Ruslara esir düşmüş. Ruslar, Alman esirleri serbest bırakırken çok iyi Almanca konuşan dedem, bir Alman Subayı’nın yardımıyla, iyi Almancasıyla onların arasında kaçmış. Bu sebeple, babam benim Almanca öğrenmemi istedi ve Alman Lisesi’ni kazandım

Alman Lisesi’nde nasıl bir öğrenciydiniz?

Sınıfın en iyilerinden olduğum söylenir. Arkadaş canlısı idim. Bizim 14 kişilik kemik grup, bu bağlılıkla hazırlıktan 12. Sınıfa kadar birlikte geldi.

Alman Lisesi’nde en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz dersler nelerdi?

Yüzbaşı, “Dikkaaaaaat Hazırol” diye sınıfa girdiğinden beri Askerlik dersini sevmedim.

Unutamadığınız öğretmen kimdir?

Rahmetli tarih hocamız, CAHİDE ATAKUL. Çanakkale şehitleri anısına abide yapımı için sınıfta para toplandı. O kadar etkili konuştu ki, cebimdeki bütün parayı verdim ve tramvaya verecek 3 kuruşum bile kalmadığı için Tünel’den Fındıkzade’ ye kadar yürüyerek gittim.

Alman Lisesi’nde ders dışı faaliyetleriniz nelerdi?

Okul orkestrasında flüt çalıyordum. Okulun folklor grubunun müziğini yapıyordum. Okulumuzun futbol takımı santrforu olarak, sadece Avusturya Lisesi ile olan maçta 6 gol attım.

Okulun ön bahçesi ince ve uzundu, İstiklal Marşı’mızın müzikalite olarak zor olduğu, bir ton incede erkekler, bir ton kalında kızlar söyleyemediğinden İstiklal Marşı’mızı çok kötü söylediğimiz için komşular Milli Eğitim Bakanlığı’na şikayet etmişler. 1960 ve 1962 yıllarında, ben elimdeki küçük mızıkamdan gerekli tonu bulup, idare ettiğim için çok güzel söylendi.

Yaşıtlarım beni Ali Baba diye çağırır. 1963’te, baştan sona Almanca oynadığımız “Ali Baba ve Kırk Haramiler” operetinde başrol, yani Ali Baba rolünü oynadım. Çok başarılı idik ve Alman Milli Eğitim Bakanlığı bizim bu oyunumuzu filme çekti ve “Türkiye’de Türk çocuklarının başarısı” başlığıyla Almanya’da okullarda oynattı. Bu başarım sebebi ile, son yıl okul taksitim olan 1500 TL, Alman ve Türk müdürlerimiz ( Herr Anstock – Mesut Bey) in ortak kararı ile bana iade edildi.

Sıra arkadaşınız kimdi?

Metin Dönmez

Alman Lisesi’nde okurken geleceğe dönük idealleriniz, planlarınız, hayalleriniz nelerdi?

10. sınıfta turist rehberliğine başladım, hatta MTTB (Milli Türk Talebe Birliğinde) rehberlik hocası idim. Tübingen Üniversitesi talebelerinin tüm Türkiye programlarını ben yapıyordum. İdealim ise, büyük bir turizm acentası kurmaktı.

Sizin öğrencilik yıllarınızda dönemin koşulları nasıldı? Ülkenin ve okulun şartlarını şimdiyle nasıl kıyaslarsınız?

O yıllarda bilgisayar, TV, cep telefonu vs. olmadığı için, cumartesi günü okuldan çıktıktan sonra Saray Sineması’nda Almanca film seyretmek, hafta boyu heyecanla beklenirdi (ilk film Kauf mir einen bunten Luftballon). Temiz arkadaşlıklar ön plandaydı. Şimdi ülkemin en önemli iş adamlarının, dernek, vakıf gibi sivil toplum örgütlerinin lider ve üyelerinin Alman lisesi mezunu olduklarına şahit oluyorum.

Alman Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarınıza dair unutamadığınız, yıllar geçse de hatırlayıp, yâd ettiğiniz (olay, anı, kişi vb.) neler var?

12. Sınıftaydım. Bir cumartesi sabahı, okulun hademesi sınıfları gezerek, okul taksitlerinin (500 TL) sonuncusunun, pazartesi günü ödenmesi gerektiğini bildirdi. Benim param yetersizdi. Ali Baba Kırk Haramiler operetinin her gün öğleden sonra provası vardı. Ben, baş rolde olduğum için bensiz prova olamazdı. İşte o cumartesi günü gezdirdiğimiz bir Alman grubunun veda günü ve bize para ödeyecekleri gündü. Ben Herr Anstock ‘un odasına izin almak için gittim, o izin vermeyince ben:

– Biliyorsunuz ben bir öğretmen çocuğuyum. Babamın 3 aylık maaşı benim bir yıllık okul taksidim. Ben turist rehberliği yaparak taksit paramı çıkarıyorum dedim.

Herr Anstock güldü ve:

– Opera provasına mutlaka gelmelisin dedi.

Ben de Alman grubu birlikte gezdirdiğimiz sıra arkadaşım Metin Dönmez’e:

– Sen git paraları topla, benim hakkımı pazartesi günü verirsin dedim ve provaya gittim.

Pazartesi sabahı ilk ders fizikti. Hademe bizim sınıfa geldi ve Herr Anstock’un beni çağırdığını söyledi. Odasına gittim. Bana bir zarf verdi. İçinde ödenmiş ilk 2 taksidim olan 1000 TL vardı. Herr Anstok beni alnımdan öptü ve:

-İstiklal Marşlarını düzgün yönetmekle okulumuza büyük katkı sağladın, Ali Baba 40 Haramilerdeki başarıların da inkar edilemez. Sen bu yıl burslu okuyorsun. Paranı geri al..dedi……….ağladım

Şu an sahip olduğunuz hayat tecrübesi ile o günlere, öğrencilik yıllarına dönmek mümkün olsa, neyi farklı yapardınız?

Katılmadığım Latince ve Fransızca derslerine girerdim.

Alman Lisesi’nden sonra öğreniminize nasıl devam ettiniz?

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve 2 kez İstanbul Üniversitesi İşletme iktisadı Enstitüsü’nde master yaptım. İkinci Master’ı (Turizm işletmeciliği) benden 20 yaş genç arkadaşlarım arasında, birincilikle bitirdim.

Alman Liseli oluşunuzun size ve kariyerinize neler kattığını düşünüyorsunuz?

Verdiğim sözden, ne olursa olsun dönmem ve randevularıma bir dakika bile geç gitmedim. Alman Lisesi’nde öğrendiğim Blok-Flüt ( öğretmen Frau Geade – ilk kez bir talebem benden güzel flüt çalıyor ,o da sensin dedi) sayesinde 1965 Hürriyet Gazetesi Altın Mikrofon yarışmasını kazanarak meşhur oldum ve Alman Lisesi’nde öğrendiğim flüt ve müzik altyapısı ile, ben ve ailem 53 yıldır sahnelerdeyiz. 3 altın plak ödülü, 70 adet 45 lik plak, 4 longplay ve 4 CD, ayrıca Türk müzik piyasasının liderleri MOĞOLLAR ve 3 HÜREL, benim müzik grubumda yetiştirdiğim gençlerden oluştu. Bunların hepsini ALMAN LİSESİ’ne borçluyuz. 3 yaşındaki torunum ADEN’i de büyüyünce Alman Lisesi’ne vermeyi düşünüyorum.

Alman Lisesi’ni Alman Lisesi yapan olgular nedir? Okulumuzu diğerlerinden ayıran özellikleri nasıl tanımlarsınız?

Disiplin, liderlik vasıfları, kararlılık, cesaret, beceri, büyük idealler.

Abitur yaptınız mı? Bunun size nasıl bir katkısı oldu? Bu sistemi nasıl değerlendirirsiniz?

Evet, dünya görüşüme pozitif katkıları oldu.

Alman Liselilik ruhu hakkında neler söylersiniz? Var olduğunu düşünüyorsanız, ifadesi nedir? Sizce geçmiş ve bugün arasında farklılıklar gösteriyor mu? Bu ruhun yansıttığı belirgin değerler olduğunu düşünüyor musunuz? Yoksa nasıl oluşturulabilir, ya da oluşturulabilir mi?

Alman Liselilik ruhu ifade edemeyeceğim kadar bambaşka, 2 örnek vereyim;
Birincisi, Alman İstiklal Marşı çalındığı zaman, çoğu Alman vatandaşından fazla hislenerek, gözüm yaşararak söylerim.
İkincisi, 25 yaşındaydım. Annem gece uykumda, Almanca konuştuğumu söylerdi.

Edindiğiniz kariyerde ve halen bulunduğunuz pozisyona gelmenizde eğitimin yanı sıra, hangi etkenlerin yolunuzu açtığını düşünüyorsunuz?

Cesaret, sivil toplum örgütleri faal üyeliği ve hatta liderliği, arkadaşlık ilişkileri, çok okumak, gezmek…

Bugün Alman Lisesi’nde öğrenim gören ya da ileride görecek olan gençlere tavsiye ve önerileriniz neler olur? Onlara hangi sektörleri hedef alan eğitimleri tavsiye edersiniz?

Ekonomi sektörünü tavsiye ederim. Ödeyemeyecekleri miktarda kredi almamalarını ve kesin araştırma yapmadan, kimseye kefil olmamalarını dilerim.

TİMUR ERK SORUYOR
Bu kadar geniş enstrüman çalma kabiliyeti genlerde mi var?

Evet, Babam İstanbul Radyosu’nda, çift mandolin kuartetinde mandolin çalar, radyo korosunda bas söylermiş. Ben ve kardeşlerim de, babamızın müdürümüz olduğu Hekimoğlu Ali Paşa ilk okulu müzik topluluğunda, mandolin çalarak ilk nota bilgilerimizi aldık.

Okul sıralarından hatırladığım kafada matematik kabiliyeti nasıl oluştu?

Timur iyi hatırlamış, pratik hesap çözümlerim ve matematiğe olan sevgim sayesinde zamanla oluştu.

Müzik hayatında başarılı olmak için neler yaptın?

Alman Lisesi’nde öğrendiğim blok flüt, müzik bilgim ve iktisat fakültesinde öğrendiğim pazarlama yeteneğimi birleştirip, Erol Büyükburç’un grubuna girmeyi başardım. Sonra, Altın Mikrofon müzik yarışmasını, flütümü ön planda tutarak yaptığım aranjman ile kazanarak popüler oldum.

Örnek aldığın insan kimdir? Niçin?

Hayatta hiç kimseyi örnek almadım.

Alman Lisesi’nden kalma en güzel hatıran nedir?

En güzel hatıram; İstiklal marşımızı bir türlü birlikte söyleyemiyorduk. Ben, Türk müdür Mesut Bey’e:
– Ben tek ağızdan hatasız okuturum, idareyi bana verin, dedim.
10. sınıfta bir cumartesi, öğlen saat 13.15 de taburenin üstüne çıktım. Yapılan hataları bildiğim için, kendi yöntemimle Milli Marş’ımızı tüm okula hatasız ve bir ağızdan söylettim. Öğretmenimiz Güzin Yaramancı ve diğer 2-3 bayan öğretmen sevinçten gözyaşlarına boğuldu. Bazı arkadaşlarımızdan ilk alkışımı aldım ve Mesut Bey geldi, alnımdan öptü…. Aferin oğlum dedi.

En sevdiğin Alman ve Türk öğretmen kimdi?

Herr Brüggemann… Son yıl sonu sınavları öncesi, bütün sınıfı 2 gün moral için Erdek’e götürdü. Herkes masraflar için 50’şer TL verdi. Ben, öğretmen çocuğuyum, param olmayabilir düşüncesi ile benim paramı o ödedi. (Birkaç yıl sonra da ben popüler olduktan sonra, onu ve bazı sınıf arkadaşlarımı müzik yaptığım lokale davet ettim ve borcumu ödemiş oldum)
Cahide Atakul… Öyle ikna edici konuşurdu ki, arkasından harbe bile gidebilirdim. Bu konuda bir anımı evvelce belirtmiştim.

Başarında ve ünlü olmanda eşinin, kız kardeşin Rana’nın rolünü özetler misin?

Kardeşim Rana Alagöz’ün, benim ünlü olmamda her hangi bir katkısı olmadı (1965), ancak 1967’de grubumuza katıldıktan sonra, birlikte ünümüzü çok yukarılara, 1973-76 arasında zirveye taşıdık. Onunla birlikte okuduğum veya ona eşlik ettiğim bir çok parçamız listebaşı oldu. Her şey bitmiştir artık – Her şey bitmedi bitemez – Aşkın gözü kör mü acaba – Ateş bacayı sarmış… gibi ve 26 yıl ülkemize gelen her ülkeden turistlere birlikte söylediğimiz 73 ülkenin popüler şarkılarıyla, yurt dışında da isim yaptık.

Emeklilik hayatında uyguladığın en önemli ve zevkli hobin nedir?

Emekliyim, ama 5 yıl önce yerleştiğim Bodrum’da haftada bir sahne alıyorum. Bodrum Sağlık Vakfında engelli çocuklar rehabilitasyon merkezinde, çocuklarla müzik yapıyorum, hatta onlarla bir konser verdim. Çok konuşuldu. O çocukların, müzik yaparken (sadece vurgulu sazlar) aldıkları haz anlatılamaz, benim için göz yaşartıcı.

Ülkede seni endişeye sevk eden konu var mı? Varsa nedir?

Siyasi konular, ama sağlığım için 2 haftadır gazete almıyorum ve TV lerdeki politik konuşmalarda, zapping ile başka kanallara geçiyorum.

Sınıf arkadaşların ile yaşadığın en güzel gezi hangisi idi?

Büyükada gezisi. Ben fareli köyün kavalcısı rolünde elimde flütüm, arkamda bütün sınıf, tek sıra ada sokaklarını arşınlamıştık, hatta kuyruğun sonuna takılan başkaları da olmuştu